İtalya’da ticari faaliyet gerçekleştiren yabancı şirketler, bazı durumlarda İtalyan KDV numarası (Partita IVA) almadan önce mal satın alabilir, ithalat yapabilir veya İtalya’daki müşterilere satış gerçekleştirebilir.
Bu işlemler sırasında ödenen KDV’nin sonradan indirilmesi veya geri alınması ise önemli soruları beraberinde getirir.
İtalya’da KDV numarasının geç alınması, daha önce ödenmiş KDV’nin geri alınması hakkını ortadan kaldırır mı? Geçmiş işlemler için sonradan KDV kaydı yaptırılabilir mi?
İtalya Vergi İdaresi (Agenzia delle Entrate), 11 Temmuz 2024 tarihli 147/2024 sayılı özelge cevabında bu konuyu Almanya merkezli bir şirketin başvurusu üzerinden değerlendirmiştir.
Karar, özellikle yabancı şirketlerin İtalya’daki KDV yükümlülükleri, geçmiş dönem işlemleri, geç yapılan vergi kaydı ve KDV iade prosedürleri açısından dikkat çekicidir.
Agenzia delle Entrate’nin 147/2024 sayılı kararına konu olan olay
Başvuruyu yapan Almanya merkezli şirket, 2017, 2018 ve 2019 yıllarında İtalya’daki tedarikçilerden mal satın almıştır.
Bu satın alımlara ilişkin faturalarda %22 oranında İtalyan KDV’si uygulanmıştır. Şirket, satın aldığı malları daha sonra İtalya’daki başka şirketlere satmıştır.
Malların İtalya dışına çıkmadığı bu ticari işlemlerde şirketin 25 Temmuz 2018 tarihinde alınmış bir İtalyan vergi kodu (codice fiscale) bulunmasına rağmen, İtalya’da bir KDV numarası (Partita IVA) bulunmamaktadır.
Ayrıca şirket, söz konusu dönemlere ilişkin KDV beyannamelerini de vermemiştir.
Burada iki kavramın birbirinden ayrılması gerekir:
- Codice fiscale: İtalya’da vergi ve idari işlemlerde kullanılan kimlik numarasıdır.
- Partita IVA: KDV mükellefiyetinin tanımlanmasında kullanılan vergi numarasıdır.
Bir yabancı şirketin İtalyan vergi koduna sahip olması, doğrudan KDV kaydının yapılmış olduğu anlamına gelmez.
Şirket, geçmiş yıllarda ödediği KDV’nin geri alınabilmesi için hangi prosedürün uygulanabileceğini öğrenmek istemiştir.
Şirket geçmişe dönük KDV numarası almayı neden talep etti?
Alman şirketi, geçmiş dönemlere ait KDV alacaklarını geri alabilmek amacıyla İtalyan KDV numarasının geçmişe etkili şekilde açılmasını önermiştir.
Önerilen yönteme göre önce 2017 yılına ilişkin KDV kaydı yapılacak, ardından geçmiş yıllara ait beyannameler sunulacaktı.
Şirket, önceki dönemlerde oluşan KDV alacaklarını sonraki yıllara taşıyarak nihayetinde iade talep etmeyi planlamıştır.
Bu yaklaşımın temelinde, geçmişte yerine getirilmeyen şekli yükümlülüklerin sonradan tamamlanmasının KDV alacağının kullanılmasına imkân sağlayabileceği düşüncesi bulunuyordu.
Ancak Agenzia delle Entrate’nin 147/2024 sayılı cevabında, önerilen yöntemin somut olayda uygulanabileceği kabul edilmemiştir.
Agenzia delle Entrate’nin değerlendirmesi
Vergi idaresi, öncelikle başka bir Avrupa Birliği ülkesinde yerleşik şirketlerin İtalya’da ödedikleri KDV’nin iadesi için başvurabilecekleri prosedürleri ele almıştır.
İlgili düzenleme, DPR 633/1972’nin 38-bis2 maddesi ve 2008/9/CE sayılı Avrupa Birliği Direktifi kapsamında yer almaktadır.
Bu sistem, belirli koşullar altında diğer AB ülkelerinde yerleşik mükelleflerin İtalya’da ödedikleri KDV’nin iadesini talep etmelerine olanak tanır.
Başvuru, şirketin yerleşik olduğu ülkedeki elektronik portal üzerinden yapılır ve İtalya’daki yetkili birime iletilir.
Ancak prosedürün kullanılabilmesi için şirketin İtalya’daki faaliyetlerinin ve gerçekleştirdiği işlemlerin ilgili şartları karşılaması gerekir.
Örneğin İtalya’da gerçekleştirilen satışların reverse charge kapsamında olması, elektronik iade prosedürüne erişim açısından önemli olabilir.
Reverse charge uygulamasının İtalya’daki ithalat ve satış işlemleriyle ilişkisi hakkında daha ayrıntılı bilgiye İtalya’da İthalat KDV’si ve Reverse Charge başlıklı yazımızdan ulaşılabilir.
KDV iade başvurularında süre sınırı
38-bis2 maddesi kapsamında gerçekleştirilen elektronik iade başvuruları, ilgili dönemi takip eden takvim yılının 30 Eylül tarihine kadar yapılmalıdır.
Bu süre, başvuru hakkı açısından belirleyicidir.
147/2024 sayılı karara konu olan Alman şirketi, 2017–2019 yıllarındaki işlemlerine ilişkin başvuru sürelerini geçirmiştir.
Vergi idaresi, söz konusu olayda geçmişe dönük KDV numarası alınarak ve yıllar sonra beyannameler verilerek bu sürelerin aşılmasını kabul etmemiştir.
Dolayısıyla kararın önemli sonuçlarından biri, KDV iade hakkının değerlendirilmesinde yalnızca işlemin gerçekliğinin değil, başvurunun hangi prosedür kapsamında ve ne zaman yapıldığının da önemli olmasıdır.
Corte di Cassazione’nin 2746/2023 ve 2756/2023 sayılı kararları
147/2024 sayılı cevapta, İtalyan Yargıtayının (Corte di Cassazione) 30 Ocak 2023 tarihli iki kararına da atıf yapılmaktadır.
Bunlar:
Bu kararların önemi, geç yapılan KDV kaydının vergisel haklar üzerindeki etkisini değerlendirmelerinden kaynaklanmaktadır.
1. KDV kaydı şekli bir yükümlülüktür
İtalyan mevzuatında yabancı şirketlerin doğrudan KDV kaydı yaptırabilmesi, identificazione diretta olarak adlandırılır.
Bu işlem, DPR 633/1972’nin 35-ter maddesi kapsamında düzenlenmektedir.
Cassazione kararlarında, KDV kaydının vergiyi indirme veya iade hakkını tek başına doğuran unsur olmadığına dikkat çekilmektedir.
Kayıt işlemi, vergi idaresinin mükellefi tanımasını ve işlemleri denetlemesini sağlayan şekli bir yükümlülüktür.
Bu nedenle KDV numarasının geç alınmış olması, maddi şartlar karşılandığında, iade hakkının otomatik olarak kaybedildiği anlamına gelmeyebilir.
2. Vergi idaresinin denetim yapabilmesi gerekir
Geç kayıt durumunda vergi idaresinin işlemlerin gerçekliğini ve KDV iade hakkının maddi şartlarını doğrulayabilmesi önem taşır.
Ayrıca işlemlerin hileli veya kötüye kullanıma yönelik bir amaç taşımaması gerekir.
Başka bir ifadeyle, şekli yükümlülüklerdeki eksikliklerin vergisel haklar üzerindeki etkisi değerlendirilirken işlemlerin gerçekliği ve kanuni şartlar birlikte dikkate alınmalıdır.
3. Geç kayıt için makul süre şartı
Cassazione kararlarında dikkat çeken diğer unsur, termine ragionevole, yani makul süre kavramıdır.
Bu ifade, bütün işlemler için geçerli sabit bir gün veya ay sayısı belirlememektedir.
Gecikmenin süresi, olayın özellikleri ve gecikmeye ilişkin açıklamalar değerlendirmede önem taşıyabilir.
147/2024 sayılı olayda ilk işlemin üzerinden yaklaşık yedi yıl geçmiştir.
Agenzia delle Entrate, bu kadar uzun bir süre sonra geçmişe etkili kayıt yapılarak KDV alacağının talep edilmesini somut olayda kabul etmemiştir.
Dolayısıyla Cassazione kararlarının, geçmişte yapılmış bütün işlemler için sınırsız şekilde geriye dönük KDV kaydı yapılabileceği anlamına geldiği söylenemez.
Geç KDV kaydı, geçmiş satışların otomatik olarak düzenlenmesini sağlar mı?
Bu noktada önemli bir ayrım yapılmalıdır.
Geçmişte ödenmiş KDV’nin indirilmesi veya iadesi ile geçmişte gerçekleştirilmiş satışların vergisel açıdan düzenlenmesi aynı işlem değildir.
Bir yabancı şirketin İtalya’da mal satın alması, bu malları İtalya’daki başka bir şirkete satması veya üçüncü ülkelerden ithalat yapması farklı vergisel sonuçlar doğurabilir.
Özellikle aşağıdaki unsurlar önemlidir:
- Malların satış sırasında hangi ülkede bulunduğu.
- Alıcı ve satıcının KDV statüsü.
- İşleme reverse charge uygulanıp uygulanmadığı.
- İtalya’da KDV numarası alma yükümlülüğünün bulunup bulunmadığı.
- Geçmiş dönemlerde hangi faturaların düzenlendiği ve hangi beyannamelerin verilmesi gerektiği.
Sonradan KDV numarası alınması, geçmiş işlemlerin otomatik olarak doğru şekilde beyan edilmiş sayılmasını sağlamaz.
Aynı şekilde geçmiş satışlara ilişkin eksikliklerin bulunması, KDV iadesi konusunda bütün ihtimallerin kendiliğinden ortadan kalktığı anlamına da gelmez.
Bu nedenle geçmiş satışların düzenlenmesi ile KDV alacaklarının geri alınması, birbirleriyle ilişkili fakat ayrı değerlendirilmesi gereken konulardır.
Yabancı şirketler bu karardan hangi sonuçları çıkarabilir?
147/2024 sayılı cevap, İtalya’da faaliyet gösteren yabancı şirketler açısından önemli noktalar ortaya koymaktadır.
KDV yükümlülükleri işlemler başlamadan değerlendirilmelidir
Başka bir AB ülkesinde KDV numarasına sahip olmak, İtalya’da gerçekleştirilen bütün işlemler için yeterli olmayabilir.
Faaliyetin niteliğine göre İtalya’da doğrudan KDV kaydı veya vergi temsilcisi gerekebilir.
İade prosedürü doğru belirlenmelidir
Elektronik KDV iade sistemi, doğrudan KDV kaydı üzerinden gerçekleştirilen işlemlerle aynı şartlara tabi değildir.
Şirketin faaliyetleri, satışlarının niteliği ve KDV’nin nasıl ödendiği, uygulanabilecek prosedürü etkileyebilir.
Başvuru süreleri ihmal edilmemelidir
147/2024 sayılı karar, başvuru sürelerinin önemini açıkça göstermektedir.
KDV’nin gerçekten ödenmiş olması, ilgili prosedürün süresi geçirildiğinde tek başına iade alınabileceği anlamına gelmez.
Belgeler ve işlem kayıtları önemlidir
Faturalar, ticari sözleşmeler, ödeme kayıtları, gümrük belgeleri ve taşıma evrakları, işlemlerin vergisel açıdan değerlendirilmesinde önem taşıyabilir.
Bu belgelerin korunması, geçmiş işlemlerin niteliğinin ve KDV uygulamasının incelenmesini kolaylaştırır.
Sonuç: Geç kayıt her durumda hak kaybı anlamına gelmez, ancak süreler belirleyicidir
Agenzia delle Entrate’nin 147/2024 sayılı cevabı ile Cassazione’nin 2746/2023 ve 2756/2023 sayılı kararları birlikte değerlendirildiğinde, şekli yükümlülükler ile vergisel hakların maddi şartları arasındaki ayrım öne çıkmaktadır.
KDV numarasının geç alınması, belirli koşullarda KDV iade hakkının otomatik olarak kaybedilmesine neden olmayabilir. Ancak bu ilke, kanuni başvuru sürelerinin ortadan kalktığı veya geçmiş işlemlerin her durumda sonradan düzenlenebileceği anlamına gelmez.
147/2024 sayılı kararda, başvuru sürelerinin geçirilmesi ve yıllar sonra geçmişe etkili kayıt yapılması talebi belirleyici olmuştur.
Yabancı şirketlerin İtalya’daki işlemleri değerlendirilirken KDV kaydı, satışların niteliği, indirim hakkı, iade prosedürleri ve kanuni süreler birlikte dikkate alınmalıdır.
Somut işlemler hakkında uzman görüşü veya idari süreçlerle ilgili destek almak isteyen okuyucular Italyadestek iletişim sayfasını inceleyebilir.
Resmî kaynaklar ve ilgili mevzuat
- Agenzia delle Entrate – Risposta n. 147/2024, 11 Temmuz 2024 (PDF)
- Corte di Cassazione – 2746/2023 sayılı karar
- Corte di Cassazione – 2756/2023 sayılı karar
- DPR 633/1972 – İtalya KDV mevzuatı
- Avrupa Birliği Direktifi 2008/9/CE
Bilgilendirme notu: Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Hukuki veya vergisel mütalaa niteliği taşımaz. Her somut olayın kendi koşulları çerçevesinde yetkili uzmanlar tarafından değerlendirilmesi gerekir.
